Ümmü Süleym (r.anha)

Sabır, Metanet ve İman Abidesi: Hz. Ümmü Süleym (r.anha)

Hz. Ümmü Süleym (r.anha), Medineli Neccâroğulları kabilesine mensup, Peygamber Efendimiz’in (sav) sütteyzesi ve İslam tarihinin en güçlü karakterli kadınlarından biridir. Henüz İslam’ın ilk yıllarında Müslüman olmuş; eşinin şiddetli baskılarına rağmen imanından zerre taviz vermemiştir. Oğlu Enes’e küçücük bir çocukken Kelime-i Şehadet’i öğretmiş, eşinin evi terk etmesi ve ardından vefatıyla genç yaşta dul kalmıştır. Uzun süre evlenmeme kararı alarak oğlunun terbiyesine adanmış; her türlü maddi sıkıntıya karşın tevekkül ve sabırla direnmişir.

Hz. Ümmü Süleym’in hayatındaki en dikkat çekici sahnelerden biri, Ebû Talha ile olan evlilik sürecidir. O dönemin en zengin ve saygın isimlerinden olan Ebû Talha’nın evlilik teklifini, yalnızca Müslüman olmadığı için defalarca reddetmiştir. Ona „Benim mehirim senin Müslüman olmandır“ diyerek tarihin en asil mehir talebinde bulunmuş; bu sayede onun hidayetine vesile olmuştur. Bu tavrıyla imanın maddi zenginlikten çok daha üstün olduğunu bizzat hayatıyla ortaya koymuştur. Peygamber Efendimiz (sav) Medine’ye teşrif ettiğinde, herkes değerli armağanlar sunarken Hz. Ümmü Süleym en değerli varlığı olan on yaşındaki oğlu Enes’i Efendimiz’in hizmetine vakfetmiş; onun Peygamber terbiyesiyle yetişmesini her şeyin üzerinde tutmuştur.

Hz. Ümmü Süleym, İslam tarihinde „dağları yerinden oynatacak bir metanet“ sahibi olarak anılır. Küçük oğlu Ebû Umeyr vefat ettiğinde eşini üzmemek ve kadere isyan etmemek için büyük bir soğukkanlılık sergilemiştir. Çocuğunun ölüm haberini eşine, „Bir emaneti geri alan kimseye kızılır mı?“ diyerek derin bir benzetmeyle vermiş; bu sabır üzerine Peygamber Efendimiz’in (sav) özel duasına mazhar olmuştur. Bu duanın bereketiyle sonradan dünyaya gelen evlatlarının her biri Kur’an hafızı ve âlim olarak yetişmiştir. İlim sahasında da otorite olan Hz. Ümmü Süleym, kadınların sormaya çekindiği en mahrem meseleleri bile edebini koruyarak Efendimiz’e sormuş ve İslam aile hukukunun şekillenmesine öncülük etmiştir. Anneliği, ilmi ve sarsılmaz sabrıyla İslam kadınının ulaştığı en yüce mertebelerden birinin temsilcisidir.

"Ammar’a düşman olan, Allah’a düş­man olur. Ona kin besleyen ve onu kızdıran, Allah’ı kızdırmış olur." (Ahmed b. Hanbel, IV, 89, 90)