Fatıma binti Muhammed(sav) (r.anha)

Peygamber Neslinin Şerefli Annesi: Hz. Fâtıma (r.anha)

Hz. Fâtıma (r.anha), Peygamber Efendimiz’in (sav) en küçük kızı ve İslam dünyasının en saygın hanımlarından biridir. Miladi 605 yılları civarında Mekke’de, İslam nurunun doğuşuyla eşzamanlı olarak dünyaya gelmiş; yeryüzünün en şerefli kadını kabul edilen Hz. Hatice’nin (r.anha) şefkatli ellerinde büyümüştür. Çocukluğu, Müslümanların en çetin sınavlarını verdiği, müşrik baskısının zirveye ulaştığı boykot dönemlerine denk gelmiştir. Küçük yaşlarda Kâbe’de namaz kılan babasına yapılan saldırılara cesurca karşı çıkması, onun hem sadakatini hem de güçlü karakterini daha o yıllarda ortaya koymuştu. Peygamber Efendimiz (sav), kendisine her yönüyle benzeyen bu nadide evladına duyduğu derin sevgiyi şöyle ifade etmiştir: „Fâtıma benden bir parçadır; onu sevindiren beni sevindirmiş, onu üzen de beni üzmüş olur.“

Hicretin ardından Medine’de Hz. Alî (r.a.) ile evlenen Hz. Fâtıma, bu mübarek yuvada Ehl-i Beyt neslinin temelini atmıştır. Maddi imkânsızlıklar içinde kurulan bu evlilik; manevi huzur ve kanaatla doluydu. Hz. Fâtıma’nın çeyizi sadece bir kadife örtü, deri bir yastık ve el değirmeninden ibaretti. Ev işlerini bizzat yapar; un öğütmekten elleri nasır tutar, su taşımaktan yorulurdu. Babasından bir hizmetçi talep ettiğinde Efendimiz (sav), ona dünyalık bir kolaylık yerine yatmadan önce okuyacağı tesbihatı öğretmiş ve ahiret saadetinin her şeyden üstün olduğunu hatırlatmıştır. Hz. Fâtıma bu sabır ve kanaatıyla „Betûl“ (dünyadan el çekmiş, iffetli) ve „Zehrâ“ (parlak, nurlu yüzlü) lakaplarını kazanmıştır.

Hz. Fâtıma’nın fazileti, sabrının yanı sıra cömertliği ve fedakârlığıyla da zirveye ulaşmıştır. Çocukları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in şifası için tuttukları üç günlük orucun iftarında, önlerindeki tek lokma ekmeği her akşam kapılarına gelen fakire, yetime ve esire vererek kendileri suyla iftar etmişlerdir. Bu eşsiz cömertlik üzerine nâzil olan İnsan Suresi’nin 8-9. ayetleri, onların Yüce Allah katındaki değerini ebedî kılmıştır. Peygamber Efendimiz’in (sav) vefatından yaklaşık altı ay sonra, henüz 28 yaşındayken bu dünyadan ayrılan Hz. Fâtıma, vasiyeti üzerine gece vakti sessizce Cennetü’l-Bakî’ye defnedilmiştir. O, sadece bir peygamber kızı değil; iffeti, edebi, sadeliği ve İslam davasına olan sarsılmaz bağlılığıyla tüm mümin hanımlar için „Cennet kadınlarının hanımefendisi“dir.

"Ammar’a düşman olan, Allah’a düş­man olur. Ona kin besleyen ve onu kızdıran, Allah’ı kızdırmış olur." (Ahmed b. Hanbel, IV, 89, 90)